Ana Sayfa
Supolitik Oluşumunun
İlkeleri
Uluslararası Konferans
22-23 Mart 2008
"Kapitalizmin Kıskacında SU"
24 Mart 2008 İstanbul
Deklarasyonu
5. Dünya Su Forumuna
Karşı Hazırlık Toplantısı
8-9 Kasım 2008
8-9 Kasım Hazırlık
Toplantısı Deklarasyonu
15-22 Mart 2009 Suyun
Ticarileştirilmesine
Hayır Platformu
Genel Programı
Uluslararası İstanbul
Konferansından
Kim Kimdir
Bilgi Notları 
Makaleler
Basın Açıklamaları
İletişim
Site Haritası 
English Español
Güncelleme Tarihi:
18 Ocak 2012
 

 

YAŞAM ALANLARINI, YAŞAMI SAVUNANLAR BULUŞUYOR MÜCADELELER BİRLEŞİYOR SONUÇ BİLDİRGESİ
7-8 Ocak 2012

Bizler; kuzeyden güneye doğudan batıya bu ülkenin dört bir yanında yaşam alanlarını, doğayı, suyu savunanlar, yörelerinden mücadelelerden gelenler 7-8 Ocak 2012 tarihinde İstanbul’da buluştuk.

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu’nun düzenlediği Mücadeleler Birleşiyor Forumumuz, buluşmamıza gelemeyen ama vadisinde, dere başında, kırda-kentte mücadele edenlere yolladığımız direniş selamı ve 31 Mayıs 2011’de AKP’nin emriyle derelerini savunan Hopa halkına yönelen saldırıda öldürülen Metin Lokumcu’ya saygıyla başladı. Hep birlikte Uludere’de, ismine iktidar sahiplerince kaza dense de üzeri asla örtülemeyecek katliamda üzerlerine yağdırılan bombalarla yaşamını yitiren 35 insanımızı andık.

Bir kez daha ilan ediyoruz insana ve doğaya karşı işlenen suçları affetmeyeceğiz.

Bizler; Karadeniz’den, Hopa’dan, Fındıklı’dan, Gerze’den, Tonya’dan, Yeşilırmak Havzasından, Solaklı Karaçam-Köknardan, Ordu’dan, Loç’dan, Senoz’dan, Amasya Taşova’dan, Trakya Ergene’den, Çorlu’dan, Dersim’den, Peri Vadisinden, Antalya’dan; Fethiye’den Saklıkent’den, Manavgat’tan, Samandağ'ından, Erzurum Tortum’dan, Ege’den, Kazdağılarından, Turgutlu’dan, Akkuyu’dan, Çanakkale’den İstanbul’un yoksul mahallelerinden gelen direnişçiler, halk örgütleri, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve yapılar, bilim insanları iki gün boyunca deneyimlerimizi paylaştık. Tüm direnenler olarak bir kez daha saldırıların ve yaşadıklarımızın ortak olduğunu gördük.

Doğal varlıklar; su, hava, toprak, ormanlar, havzalar, meralar, biyoçeşitlilik sermayenin metalaştırma saldırısına açık hale getirilerek sermaye birikiminin hizmetine sunuluyor. Doğa, kapitalistlerce geri dönülmez biçimde tahrip ediliyor. HES’lerle, Rüzgar Santralleri ve Güneş Tarlalarıyla, Termik Santrallerle, Nükleer Santrallerle, ‘yüksek gerilim’ hatları ile, yer altı ve üstü su varlıklarını ticarileştirerek, taş ocaklarıyla, çimento fabrikalarıyla, zehir saçan madencilikle, 3. Köprü, Kuzey Marmara Yolu ve kentsel ve kırsal dönüşüm gibi rant projeleriyle, tehlikeli atık tesisleriyle, GDO’lu tohum ve ürünlerle doğayı, yaşam alanlarını yok etmeye, kirletmeye, metalaştırmaya, yaşamımıza kastetmeye, emeğimizi sömürmeye, haklarımızı gaspetmeye çalışanlar; kapitalist sistemin yarattığı yoksulluğumuzu, işsizliğimizi kullanarak bizi kendi ölümümüze ikna etmeye çalışıyorlar.

Halka ve doğaya karşı sermayenin yanında yer alan devlet, mülki amirleriyle, kolluk güçleriyle, şirketler özel güvenlik güçleriyle, Yaşamı ve yaşam alanlarını korumaya çalışan, direnen halka karşı şiddet uyguluyor, saldırıyor ve sindirmeye çalışıyorlar.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi son bir yıl içinde de Hopa’da, Solaklı’da, Tortum’da, Gerze’de, Peri Vadisi’nde halkın üzerine gaz bombaları, panzerler, coplar ve kurşunlarla saldırmaktan çekinmediler. Bu saldırılarda Metin Lokumcu’yu yitirdik, ülkenin dört bir yanında yüzlerce direnişçi suyunu ve doğasını savunurken yaralandı, gözaltına alındı, haklarında soruşturma açıldı, para cezaları verildi, mahkemeler açıldı; suyuna-doğasına-yaşam hakkına sahip çıktığı için onlarca insan tutuklandı ve aylarca cezaevlerinde tutuldu.

AKP iktidarının; yapısal dönüşümler, yasal düzenlemeler, kanun hükmünde kararnamelerle sermayenin doğayı talan etmesinin önündeki tüm engelleri kaldırmaya çalıştığını, bu nedenle, halkın hukukunu direnişin içinde kurmamız gerektiğini ve bu saldırıların ancak bu yolla engellenebileceğini biliyoruz.

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: BİZler;

  • Yaşam alanlarımızın sermaye birikimine teslim edilmesine, doğal varlıklarımızın metalaştırılmasına, piyasa üzerinden alınır satılır mal haline dönüştürülmesine; eğitimden sağlığa, ulaşımdan barınmaya tüm yaşamsal haklarımızın piyasa konusu haline getirilmesine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Vadilerimizin, suların, derelerimizin, ormanlarımızın, meralarımızın ve tarım alanlarımızın sermaye birikimine sokularak yok edilmesine KARŞIYIZ;
  • Akarsularımızın sermayeye satılarak vadilerin HES mezarlıklarına dönüştürülmesine, ticarileştirilmesine, derelerimizin havzalararası aktarılmasına ve doğal yaşamdan koparılmasına, "bütünleşik havza planlaması" adı altında havzalarımızın sermaye tarafından ortak kullanıma sokulmasına, yeni kar alanları olarak devredilmesine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Su şirketlerinin başta Uludağ, Belgrad Ormanları, Istrancalar olmak üzere Anadolu’daki tüm gözelerden (kaynaklardan) çıkan suları paketlemesine, satmasına, taşımasına, yer altı sularının, kentsel ve kırsal su hizmetlerinin ticarileştirilmesine, kontörlü (ön ödemeli) ya da kontörsüz sayaçlar ile kentsel su dağıtımının piyasa fiyatlarına endekslenmesine insanca ve sağlıklı yaşam hakkımızın elimizden alınmasına KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Tarım alanlarını işgal eden endüstri tesislerinin endüstriyel tarımla geçimlik üretim yapan küçük çiftçileri tasfiye eden tohum tekellerinin ve atıksuyu arıtmadan doğaya deşarj eden şirketler ve belediyelerin Ergene nehri, Küçükçekmece Lagünü’nde, Dilovası’nda örneklerini yaşadığımız gibi dereleri, gölleri, denizleri, yer altı sularını, havayı, toprağı, doğayı kirletmesine, yaşamı yok etmesine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Termik ve nükleer santrallere; kum ve taş ocakları, çimento fabrikaları, tehlikeli atık yakma ve depolama tesisleri ve maden şirketleri eliyle doğanın tahrip edilmesine, yaşamın yok edilmesine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Ağ şeklinde vadilerin ormanların meraların, yerleşim yerlerinin üstünden geçecek olan, Karadeniz’de uygulanmaya başlayan enerji projelerinin "görünmeyen yüzü" ‘yüksek gerilim’ hattı vahşetine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Toplumu "temiz enerji" propagandasıyla yanıltan ancak soluduğumuz temiz havanın karbon ticareti üzerinden sermayeye yeni bir kar alanı olarak sunulmasından başka bir şey olmayan ve yaşam alanlarını geri dönüşsüz bir biçimde yok eden HES’lere, Rüzgar enerji santrallerine ve Güneş enerjisi tarlalarına KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • İstanbul’da yaşama geçirilmesi planlanan 3. Köprü gibi kentsel rant projeleriyle ormanların, su havzalarının yok edilmesine, kentsel dönüşüm projeleriyle emekçilerin barınma hakkının ellerinden alınmasına, kamusal alanlarımızın, sahillerin, orman ve mera arazilerinin satışına, yapılaşmaya açılmasına KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Belediyelerin ve kamu kuruluşlarının birer ticari işletmeye dönüştürülmesine ve sermaye için yeni kar alanları haline getirilmesine KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Tarımsal biyo-teknoloji şirketleri ve endüstriyel tarımın dayattığı GDO’lu ürün ve tohumlar, yerel tohumları ve canlı çeşitliliğini tehdit ediyor. GDO’lu tohumlara ve GDO’lu besinlere; gıda üretim alanlarının sermaye için enerji üretim alanlarına, gıdaların yakıtlara çevrilmesine, agro-yakıtlara KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Anadolu’da güvenlik gerekçesi ile inşa edilen barajlarla Kürt halkının topraklarından, yaşam ortamlarından koparılması, göçe zorlanması, güvencesizliğe mahkum edilmesine, coğrafyadaki doğal varlıkların savaş politikalarıyla yok edilmesine ve kapitalizmin enerji ihtiyacını ve endüstriyel tarımın su ihtiyacını karşılamak için projelendirilmiş tüm barajlara KARŞI DİRENECEĞİZ;
  • Mücadeleleri ve halkı yanıltmaya, yönlendirmeye, manipüle etmeye, uzlaşmaya zorlamaya çalışan, sermaye ve hükümet destekli STK’ları deşifre etmeye devam edeceğiz.

BİZler;
Su ve yaşam mücadelesinin ancak halkın örgütlü gücüyle ve mücadelesiyle kazanılacağını biliyoruz; Devletten ve sermayeden bağımsız tüm gücünü halktan alan örgütlenmelerde yan yana geliyoruz.

  • Bedenimiz ve bilincimizle bir parçası olduğumuz doğayı korumak istiyoruz.
  • Doğanın metalaştırılması ve yok edilmesi insanın köleleştirilmesini besleyen bir saldırı biçimine dönüşüyor. İnsanların tüm ihtiyaçlarını piyasadan karşılamaya mecbur bırakılması yani yaşamın topyekün piyasalaştırılması ve büyük güvencesizleştirme saldırısı doğanın yıkımıyla birlikte ilerliyor.
  • Özgür, eşit olduğumuz insanca, sağlıklı bir yaşam istiyoruz, tüm emekçiler için güvenceli iş istiyoruz.
  • Yaşam için herkese parasız sağlıklı su istiyoruz:
  • Geçimlik tarımsal üretim için kullanılan suyun parasız sağlanmasını, şehir şebekelerinden iletilen suyun sağlıklı ve içilebilir nitelikte olmasını istiyoruz.
  • Yer altı su varlıklarının ticarileştirilmesinin durdurulmasını ve mevcut uygulamaların sona ermesini istiyoruz.
  • HES projelerinin, tüm su kullanım hakkı anlaşmalarının ve verilen enerji lisanslarının kaldırılmasını istiyoruz.
  • Termik ve nükleer santral projelerinin iptal edilmesini istiyoruz.
  • Kontrolsüz yakma ve vahşi depolama yapan tehlikeli atık tesislerinin kapatılmasını, izinlerin iptal edilmesini istiyoruz.
  • Uygulanmakta olan ve doğayı yok eden enerji politikalarına karşı enerjinin yalnızca kullanım değerleri olarak üretilmesini ve sadece kullanım değerleri üretenlere verilmesini talep ediyoruz.
  • Şirketlere dağıtılan binlerce maden lisansının iptal edilmesini, siyanür kullanılan tesislerin kapatılmasını, siyanür ya da farklı kimyasallar kullanılarak yapılan madenciliğin sona ermesini istiyoruz.
  • GDO’lu ürünlere ve tohumlara izin veren, biyoçeşitliliği tehdit eden tüm yasal düzenlemelerin iptal edilmesini istiyoruz.

Bilim insanlarına sesleniyoruz! Halktan ve doğadan yana taraf olun. Bilim insanı kimliğinizle sermayenin yanında yer alırsanız, sermayenin saldırısını meşrulaştırırsınız. Delilleri ve gerçekleri karartırsanız, halktan gizlenmesini sağlarsanız sizi deşifre edeceğiz.

Bilimin ve aklın egemen olması gereken üniversitelere sesleniyoruz! Sermayeyle işbirliği yapmayın, halka ve doğaya karşı işlenen suçlara ortak olmayın.

Mühendislere, şehir plancılarına, mimarlara ve onların örgütlerine sesleniyoruz! Doğayı, yaşamı yok eden projeler yerine bilginizi, uzmanlığınızı, deneyimlerinizi halk için, doğayı korumak için kullanın.

Emek örgütlerine sesleniyoruz. Su hakkı ve doğayı koruma mücadeleleri emek mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanın salt emek gücüne indirgenmesi ve emek gücünün üzerindeki sermaye tahakkümü ile doğanın tahakküm altına alınması ve sömürüsü birlikte derinleşiyor. Suyu, yaşam alanlarını ve doğayı korumayı mücadele programınızın temel başlığı haline getirin. Ülkenin dört bir yanına yayılmış örgütlenmeleriniz yaşam ve doğa mücadelelerinin yaygınlaşmasına ve birleşmesine olanak sağlayacaktır. 

Meslek örgütlerine sesleniyoruz! Yetkisini halkın doğanın karşısında kullanan üyelerinizi sorgulayın, deşifre edin.

Basın emekçilerine sesleniyoruz! Sansür ve baskı ile sizlerin sesini kesmeye, özgürce yazıp, göstermenizi engellemeye çalışanlarla doğamızı katledenler ortaktır, doğruların ve halkın yanında yer alın.

Hukukçulara sesleniyoruz! Adaletsizliğin, emeği ve doğayı sömürenlerin değil mücadele eden halkın yanında yer alın! Mücadelenin kendi hukukunun oluşturmaya çalışan halk direnişlerinin savunucusu olun.

Doğanın, yaşamın, halkın yaşadığı yıkım ve saldırının kapitalizmin saldırısı olduğunu ve tüm bunların önce emeğin sömürüsü ile başladığını biliyoruz

Mücadelemiz, Anadolu’nun dört bir yanında, doğanın yıkımına, neoliberal tarım politikalarına, yaşam alanlarının yok edilmesine karşı direnen köylünün; sağlıklı insanca bir yaşam sürdürme koşulları, barınma, beslenme ve su gibi en temel hakları elinden alınıp piyasaya bağımlı kılınan, güvencesizleştirilen emekçilerin, kapitalizmin metalaştırma ve yok etme saldırısı karşısında kendini savunamayan tüm canlı-cansız varlıkların ortak mücadelesidir.

Bu foruma katılan BİZ’ ler;

Anadolu’nun bütününde, tüm vadilerde, dere başlarında, kentte, kırda direnenlerle yan yana gelmeye devam edeceğiz
Ortak dayanışmaya ve birlikteliğe devam edeceğiz. Birimize saldırı geldiğinde hepimize gelmiş kabul edeceğiz.

Yaşamımıza kast edenlerle pazarlık yapmayacağız.

Yaşamımıza kastedenlerin doğa ve yaşam için direnenleri yargıladığı davalarda taraf olacağız, takipçi olacağız.

 Forumlarda yılda en az bir kez buluşarak; halka, doğaya ve yaşama saldırıları birlikte değerlendirmeye devam edeceğiz

Dünya’da suya ve doğaya yapılan saldırılara karşı koyan halklarla daha sıkı ilişkiler kuracağız, mücadele deneyimlerimizi paylaşacağız

Suların ticarileştirilmesi sürecini dünya çapında örgütleyen Dünya Su Konseyi’nin Marsilya’da düzenleyeceği 6. Dünya Su Forumu’na karşı ülke içinde eylemler yapacağız.

Bugünkü hukukun sermaye/şirket hukuku olduğunu biliyoruz, sermayenin karı için kendi hukukunu bile çiğneyen gayrimeşru sisteme karşı meşru mücadelenin hukukunu oluşturacağız.

Asıl mücadelenin halkın mücadelesi olduğunu bilerek fiili mücadelemizi saldırının olduğu alanlarda sürdüreceğiz.

Alanlarda, vadilerde mitinglerle, çadırlarla direniş ve dayanışma eylemlerine devam edeceğiz.

3. Köprüye Karşı Yaşam Platformunun 10 Ocak 2012’de ihaleye karşı yapacağı eylemi, Mersin Nükleer Karşıtı Platformunun 18 Şubat 2012’de ihaleye karşı gerçekleştireceği eylemi destekliyoruz.

Anadolu’nun dört bir yanında sularına, ormanlarına, toprağa, doğaya emeklerine sahip çıkmak için mücadele edenlere bir kez daha sesleniyoruz:

Direnişiniz direnişimizdir!

Sermaye, doğamızdan, yaşamımızdan, emeğimizden elini tamamen çektiğinde ve doğamızı, yaşamımızı sömürenler halka hesap verdiğinde kazanacağımızı biliyoruz. Mücadelemizi O güne kadar sürecektir.

Emeğin, insanlığın ve doğanın kurtuluşu için birlikteliği örmeye, mücadelelerimizi ortaklaştırmaya ve dayanışmaya kararlıyız.

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu

FORUM KATILIMCISI KURUM, KURULUŞ VE ÖRGÜTLER
DİSK/DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
KESK/KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
ÇİFTÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
EMEKLİ SEN/DİSK
TÜM-KÖY-SEN
İSTANBUL BAROSU
İSTANBUL ECZACILAR ODASI
İSTANBUL SERBEST MUH. MALİ MÜŞAVİRLER ODASI
İSTANBUL TABİP ODASI
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
MİMARLAR ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ
EMEKÇİ HAREKET PARTİSİ  
EMEK PARTİSİ
EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ
ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
ÇANAKKALE ÇEVRE PLATFORMU
DOĞADER-BURSA
EGE-ÇEP
GDO’YA HAYIR PLATFORMU
GENÇLİK FEDERASYONU
HALK CEPHESİ
HALKEVLERİ
HOMUR DERGİSİ
İDİL KÜLTÜR MERKEZİ
DERELERİN KARDEŞLİĞİ PLATFORMU
AKDENİZ DERELERİN KARDEŞLİĞİ PLATFORMU
FETHİYE SAKLIKENT KORUMA PLATFORMU
İVME DERGİSİ
KALDIRAÇ DERGİSİ
KARADENİZ İSYANDADIR PLATFORMU
KEMAL TÜRKLER EĞİTİM ve KÜLTÜR VAKFI
DEDEF/MUNZUR KORUMA KURULU
ÖĞRENCİ KOLEKTİFLERİ
ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ
PERİSUYU KORUMA PLATFORMU
POLİTEKNİK
RED FOTOĞRAF
SENDİKA.ORG
SUPOLİTİK ÇALIŞMA GRUBU
3. KÖPRÜ YERİNE YAŞAM PLATFORMU
AKA-DER
AMASYA TAŞOVA ÇALDIR KÖYÜ
AMASYA TAŞOVA GERNİBÜKÜ KÖYÜ
AMASYA TAŞOVA MUHTARLAR DERNEĞİ
AMASYA TAŞOVA MÜLKBÜKÜ KÖYÜ
AMASYA TAŞOVA TİCARET ODASI
AMASYA TAŞOVA ULUKÖY KÖYÜ
ARMUTLU HALK MECLİSİ
ATAŞEHİR KENT KONSEYİ
AVCILAR ANKA KÜLTÜR MERKEZİ
BARTIN YAŞAM BİRLİKTELİĞİ
ÇAYAN MAHALLESİ
ÇAYELİ/SENOZ VADİSİ KORUMA PLATFORMU
DEVRİMCİ DEMOKRAT ORMANCILAR-İSTANBUL GRUBU
EMEK DÜNYASI
ERGENE İNSİYATİFİ
ERZURUM TORTUM
ETKİN HABER AJANSI
GALATA DERNEĞİ
GEGEP
GELAVERA DERESİ
GÜVENCESİZLER HAREKETİ
HAYAT TV
İMC TV
İŞÇİ GAZETESİ
KAY-DER
KAZ DAĞLARI KORUMA GİRİŞİMİ
KEMER BURGAZ ÇEVRE PLATFORMU
KIRSAL ÇEVRE VE ORMANCILIK SORUNLARI ARAŞTIRMA DERNEĞİ
KİBELE EKOLOJİ KOOP.
LOÇ VADİSİ KORUMA PLATFORMU
MANAVGAT DEĞİRMENÖZÜ KÖYÜ
MUNZUR ÇEVRE DERNEĞİ
NKP İSTANBUL
NKP MERSİN
ORDU DOĞA VE YAŞAM ALANLARI KORUMA PLATFORMU
SAKLIKENT KORUMA PLATFORMU
SAMANDAĞ KALKINDIRMA DERNEĞİ
SENOZ VADİSİ KORUMA PLATFORMU
SOLAKLI VADİSİ
SON AN GAZETESİ
TAREM
TAYAD
TIME
TOPLUMSAL ÖZGÜRLÜK PARTİ GİRİŞİMİ  
TRABZON ÖZGÜRLÜK MECLİSİ
TRAKYA HALK KOMİTESİ
TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ-MARMARA ŞUBESİ
YENİ TAŞOVA GAZETESİ
YEŞİL GERZE ÇEVRE PLATFORMU
YEŞİL VE SOL
YOL-İŞ SENDİKASI