Ana Sayfa
Supolitik Oluşumunun
İlkeleri
Uluslararası Konferans
22-23 Mart 2008
"Kapitalizmin Kıskacında SU"
24 Mart 2008 İstanbul
Deklarasyonu
5. Dünya Su Forumuna
Karşı Hazırlık Toplantısı
8-9 Kasım 2008
8-9 Kasım Hazırlık
Toplantısı Deklarasyonu
15-22 Mart 2009 Suyun
Ticarileştirilmesine
Hayır Platformu
Genel Programı
Uluslararası İstanbul
Konferansından
Kim Kimdir
Bilgi Notları
Makaleler
Basın Açıklamaları
İletişim
Site Haritası
English Español
 

Mart 2009’daki 5. Dünya Su Forumuna Karşı İkinci Hazırlık Toplantısı Sonuç Deklarasyonu

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu

Bizler, Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde suyun ticarileşmesine karşı mücadeleler yürüten örgütler olarak, Mart ayında İstanbul’da yapılacağı duyurulan 5. Dünya Su Forumuna karşı eylem ve etkinliklerimizi ortaklaştırmak için ikinci kez 8–10 Kasım 2008 tarihlerinde İstanbul’da bir araya geldik.

Toplumsal yaşamın ayrılmaz bir bileşeni olarak su, kapitalist devletler de dâhil olmak üzere hiç kimsenin ya da kurumun mülkiyetine terk edilemez. Bilinmesi gerekir ki su, insanlığın da parçası olduğu doğaya aittir. Aynı nedenden ötürü, bizler, suyun bitkiler, hayvanlar ve insanlar tarafından nasıl ve hangi koşullar altında kullanılacağının "seçilmişler" ya da "özel çıkar sahipleri" ya da suyu sermaye birikimi için talep edenler tarafından değil, yalnızca yaşamak için savunanlar tarafından belirlenmesini talep ediyoruz.

Yine bu nedenle bize göre su konusunda hak ve söz sahibi olanlar:

  • Para ve güç sahipleri ile suyu alıp satılabilir bir mal olarak görenler değil; suyu beslenme, temizlik ve hijyen gibi temel yaşamsal ihtiyaçları için talep eden, Türkiye ve dünyada temiz suya erişimi olmayan İstanbul’da Maden mahallesi, Urfa’da Suruç ve İstanbul’daki Küçük Armutlu vb. yerlerde yaşayan milyonlarca insan;
  • Suyun şebekeler üzerinden dağıtımı işinde çalışan ücretliler ve onların sendikaları, meslek örgütleri
  • Binlerce dekarlık arazilerde endüstriyel tarımla sermaye birikimlerini hızlandıranlar değil; doğayla barışık, toprağı tüketmeden tarım yapanlar;
  • Binlerce ton temiz suyu üretim süreçlerinde kirlettikten sonra atık suları tekrar doğaya boşaltarak bütün su kaynaklarını tehdit edenler değil,
    • Tarımı kapitalistleştirerek değişim değeri üreten şirketler değil; toplumsal ihtiyaçları gidermek için kullanım değerleri üreten çiftçiler,
    • Üretim süreçleri, doğayı ve yaşamı gözetecek şekilde suyu yeniden kullanacak, süreç kontrolleri gibi atık azaltma tekniklerini uygulayacak olanlar,
    • Kuruluş aşamasından başlayarak bütün aşamaları yalnızca ve doğrudan ilgili halkların demokratik yönetim, gözetim ve denetiminde olacak toplumsal üretimin gerçek sahipleri;
  • Kapitalist üretim modelinin dayattığı enerji yoğun üretim teknolojileri aşılmadıkça, iletim ve dağıtımda alınacak önlemlerle kayıp ve kaçaklar ortadan kaldırılmadıkça enerji darboğazı içinde bulunulduğu aldatmacasıyla, başta sınır aşan nehirler olmak üzere, bütün akarsularımızı enerji üretmek bahanesiyle barajlarla doldurmaya kalkışanlar değil;
    • Öncelikle Munzur, Hasankeyf ve Karadeniz dereleri olmak üzere bütün akarsularımızın -sınırın hangi tarafında olursa olsun- akışı boyunca beslediği topraklarda on yıllardan beri doğaya zarar vermeden yaşamayı başarmış halklardır.

Yukarıda sayılan nedenlerden ötürü bizler;

  • Bütün dünyanın derin ve etkilerinin yıllarca devam edeceği belirtilen bir ekonomik bunalımdan geçtiği bugünlerde, Türkiye Hükümetinin Mart 2009’da yapılacak 5. Dünya Su Forumu toplantıları için 17,5 milyon Euro bütçe ayırmasını kabul etmiyor, bunu düzenleyen yasanın derhal iptal edilmesi için sonuna kadar mücadele edeceğimizi duyuruyoruz. Mali disiplinden ve krizden dem vurup her zaman olduğu gibi yoksullar ve emekçilerden fedakârlık isteyen ülke yöneticilerine sesleniyoruz: Dünya Su Forumu gibi, sadece kapitalist sınıfın yararına olan faaliyetlerin bedelinin halklara ödettirilmesini reddediyoruz.
  • Suyun ticarileştirilmesine hizmet eden ve "kullanan-kirleten öder" ilkesine dayanan politikaların doğayı koruması mümkün değildir. Sermayeyi kollayan ama canlıların suya erişimini sınırlayan bu tür politikaları kabul etmiyoruz.
  • Evlerimize takılmaya başlanan kontörlü su sayaçları ve suyun maliyetini aşan fiyatlarla topluma verilmesi kabul edilemez. Çünkü yaşam için gereken su ticari bir mal değil, bir haktır. Suyun bir hak olduğunu kabul ettiğini, ancak, bu hakkın kullanılabilir hale gelmesi için gereken maliyetin halklara yüklenmesini öne süren Dünya Su Forumuna da bir çift sözümüz var:
    Başta su olmak üzere toplumsal emeğin ürünlerini, karşılanmayan tek bir ihtiyaç kalmayacak bir şekilde dağıtmayı bilmiyorsanız, bu işi bilenlere, yani bütün zenginlikleri üreten emeğe bırakın.

Duyuruyoruz:

  • Suyun ve enerjinin ticarileştirilmesi amacıyla kurulan ve kurulacak olan tüm barajların yapılmasına karşıyız. Özellikle, tüm dünya halklarının ortak toplumsal kültürel mirasının vazgeçilmez unsurları olan Munzur, Hasankeyf ve Karadeniz bölgeleri ile ilgili projelerin derhal durdurulması için dünyadaki diğer su hareketleri ile birlikte yürüttüğümüz mücadeleleri genişleterek devam ettireceğiz.
  • Suya erişimi olmayan halkların yıllardır çekmekte olduğu insanlık dışı uygulamalara son vermek için, doğaya zarar vermeyen teknoloji ve buluşların uygulamaya konması için mücadele edeceğiz.
  • Bütün su havzalarının koruma altına alınması ve mevcut havza işgallerine son verilmesi için çalışacağız
  • Yaşamlarını geçimlik tarım yaparak sürdüren küçük çiftçilerin, sulama kanallarına takılan kontör bedelleri altında bir kez daha ezilmesine seyirci kalmayacağız. Akarsuları, gölleri, göletleri şirketlere teslim ederek, sadece parası olan çiftçilerin suya erişimine neden olacak olan su özelleştirmelerine göz yummayacağız.
  • Suya ulaşamayanların, "sizi suya kavuşturacağız" benzeri söylemlerle aldatılmalarına izin vermeyeceğiz. Dünya Su Forumunun tek derdinin suyun bir piyasa malı haline getirilmesi olduğu gerçeğini halklarla paylaşacağız. Suya ulaşamayan halkların yıllardır çekmekte olduğu insanlık dışı uygulamalara son vermek için mücadele edeceğiz.
  • Belediyelerin su hizmetlerinde görevli ücretlilerin işsizleştirilmesine ve güvencesizleştirilmesine karşı, ortak örgütlenmeler yoluyla mücadele edeceğiz.
  • Suyun ticarileşmesi sonucunda toplumsal ölçekte artacak zehirlenme, bebek ölümleri, salgın hastalıklar ve sakat doğumlar benzeri sağlık riskini önlemek amacıyla, ticarileşme sürecini bizden önce yaşayan ülkelerin örneklerini daha yakından izleyecek, gecikmeden toplumla paylaşacağız.